Ajanda tutmak sandığımız kadar masum bir alışkanlık değil. Çoğu zaman kalemle yazdığımız şeyler, aslında zihnimizin bize oynadığı küçük oyunların bir yansıması oluyor. Sonra da “Ben plan yapamıyorum”, “Disiplinli biri değilim” diye kendimize haksızlık ediyoruz.
Oysa sorun çoğu zaman ajandada değil. Zihinsel hatalarda.
Planlama, yalnızca saat yazmak değildir. Bir karakter meselesidir. Nasıl ki bir romanın kurgusu sağlam değilse karakterler dağılıyorsa, bizim planlarımız da zihinsel çarpıklıklarla dağılıyor. İşte ajanda tutarken en sık yaptığımız beş zihinsel hata:
1. “Mükemmel Başlamalıyım” Tuzağı
Yeni bir ajanda alınır. İlk sayfa tertemizdir. Yazı estetik olmalı, başlıklar düzgün olmalı, çizgiler yamuk olmamalı… Ve tam da bu yüzden çoğu ajanda ilk hafta bırakılır.
Çünkü biz plan yapmaya değil, kusursuz bir defter üretmeye çalışıyoruz.
Oysa ajanda bir sergi alanı değil, bir çalışma masasıdır. Çizikler olacak. Üstü karalanmış saatler olacak. Taşan planlar olacak. Planın doğası budur.
Çözüm mü? İlk sayfayı bilerek dağınık başlat. Kusura bilinçli izin ver. Zihnin rahatlar.
2. Her Şeyi Aynı Gün Yapabileceğini Sanmak
Ajandaya bakıyorum: 07.00 spor, 08.00 kitap, 09.00 ders, 11.00 yazı, 13.00 araştırma, 15.00 temizlik…
Bu bir insan planı değil, askeri operasyon planı.
Zihnimiz “bugün her şeyi toparlayacağım” diyerek suçluluk borcunu tek güne yıkmaya çalışıyor. Ama kapasite sınırlı. Enerji sınırlı. Dikkat sınırlı.
Gerçekçi plan, potansiyelinin %60’ını yazdığın plandır. Geri kalan %40 hayatın sürpriz payıdır.
3. Ajandayı Vicdan Defteri Yapmak
Ajandaya yazmadığın şeyi yapmamış sayıyorsan, plan değil muhasebe tutuyorsun demektir.
Bazı insanlar ajandaya yapamadıklarını yazıp kendini cezalandırır. Üstü çizilmiş görevler çoğaldıkça moral düşer.
Oysa ajanda bir tanık değil, bir yardımcıdır.
Yapamadığın görevleri ertesi güne taşımadan önce şu soruyu sor:
Gerçekten öncelikli miydi, yoksa sadece “iyi görünüyordu” mu?
4. Başkasının Plan Sistemini Kopyalamak
Pinterest’te gördüğümüz renkli weekly spread’ler, YouTube’daki “productive day” videoları, minimal bullet journal sayfaları…
Hepsi güzel. Ama sana ait değilse sürdürülemez.
Kimisi saatlik planla çalışır. Kimisi 3 maddelik günlük hedefle. Kimisi sadece “Bugünün niyeti” yazar.
Plan sistemi kişisel bir metindir. Tıpkı bir deneme yazısı gibi. Üslubu sana ait olmalı.
Kendine şu soruyu sor:
Ben günümü zaman bloklarıyla mı, görev listesiyle mi, yoksa tematik başlıklarla mı daha iyi yönetiyorum?
5. Planı Amaç Sanmak
En tehlikelisi bu.
Ajanda doldurmak üretkenlik değildir. Plan yazmak çalışmak değildir. Liste yapmak ilerlemek değildir.
Plan, bir araçtır. Amaç değil.
Eğer günün sonunda ajandan dolu ama zihnin boşsa, plan doğru çalışmıyor demektir.
Gerçek plan şunu sağlar:
Zihinsel dağınıklık azalır, öncelikler netleşir ve günün sonunda “Bugün anlamlıydı” hissi gelir.
“Edebiyatla Planlama Nedir?” yazısında planın felsefesini konuşmuştuk. Bu yazı ise işin psikolojik tarafı. Çünkü düzen dışarıdan değil, içeriden başlar.
Eğer ajanda kullanımıyla ilgili farklı yöntemler arıyorsan, boş defteri nasıl değerlendirebileceğine dair önerilerimi paylaştığım yazıya da göz atabilirsin. Orada planı biraz daha yaratıcı bir yerden ele alıyorum.
