Bazı dönemler vardır; masa dağınıktır, ajanda yarım bırakılmıştır, zihnin içi de en az çekmeceler kadar karışıktır. Gün biter, ama hiçbir şey tam bitmiş gibi hissedilmez. İşte tam da böyle zamanlarda elime geçen kitaplardan biri oldu John Caunt imzalı Düzenli Olmanın Yolları. İsmi çok iddialı değil belki ama verdiği mesaj net: Düzen bir karakter meselesi değil, öğrenilebilir bir beceridir. Kitabı Youtube Tarih Obası kanalı sahibi Ceren Sungur’dan gördüm. Çok ilgimi çekti çünkü şu an düzenli olmaya çok ihtiyacım var 🙂
Kitap, düzenli insanların “doğuştan planlı” olmadığını, alışkanlıklarını bilinçli şekilde inşa ettiklerini anlatıyor. En sevdiğim tarafı şu oldu: Yazar kimseyi suçlamıyor. “Tembelsin”, “disiplinsizsin” demiyor. Aksine, küçük değişikliklerle büyük farklar yaratılabileceğini söylüyor. Zaman yönetimi, erteleme alışkanlığı, çalışma alanının organizasyonu ve dikkat dağınıklığı gibi konuları oldukça sade bir dille ele alıyor.
İnternetteki okuyucu yorumlarına baktığınızda iki temel görüş görüyorsunuz. Bir kesim, kitabın pratik ve uygulanabilir olduğunu; özellikle iş hayatında ya da masa başı çalışanlar için çok faydalı ipuçları sunduğunu söylüyor. Diğer kesim ise verilen önerilerin “çok yeni” olmadığını, benzer tavsiyelerin başka kişisel gelişim kitaplarında da yer aldığını düşünüyor. Ben bu iki görüşün ortasında bir yerdeyim. Evet, kitap devrimsel fikirler sunmuyor. Ama zaten mesele yeni bir şey duymak değil; bildiğimiz şeyleri sistemli şekilde uygulayabilmek.
Mesela kitapta dikkatimi çeken temel vurgu şu: Dağınıklık sadece fiziksel değildir, zihinseldir de. Çalışma masanızdaki yığılmış kağıtlar, aslında ertelenmiş kararları temsil eder. Bu noktada ben kendi küçük yöntemimi paylaşayım. Masamda “karar ver” adlı bir dosya tutuyorum. O dosyaya giren her şey için en geç üç gün içinde bir karar almak zorundayım: ya yapılacak, ya arşivlenecek ya da çöpe gidecek. Bekleyen şey zihni yoruyor; netleşen şey rahatlatıyor.
Kitap zaman planlaması konusunda da oldukça net. Günlük yapılacaklar listesinin kabarık olması verimlilik değil, kaygı üretir diyor. Buna yürekten katılıyorum. Ben uzun zamandır “üç öncelik kuralı” uyguluyorum. Gün içinde mutlaka yapılması gereken üç işi yazıyorum. Fazlası olursa bonus. Ama o üçü bitince gün başarılı sayılıyor. Bu yöntem hem suçluluk hissini azaltıyor hem de odaklanmayı kolaylaştırıyor.
Erteleme alışkanlığı üzerine söyledikleri de önemli. Yazar, büyük işleri gözümüzde büyüttüğümüz için kaçtığımızı, oysa işi küçük parçalara bölmenin psikolojik direnci azalttığını vurguluyor. Gerçekten de “tez yazacağım” demek korkutucu; ama “bugün iki paragraf yazacağım” demek yapılabilir. Ben buna “mikro adım tekniği” diyorum. Özellikle ders çalışırken ya da yazı yazarken çok işe yarıyor. Beyin, küçük görevleri tehdit olarak algılamıyor.
Kitabın üzerinde durduğu bir başka konu da teknoloji. Sürekli bildirim alan bir zihnin düzenli kalamayacağını açıkça söylüyor. Bu noktada ben radikal bir öneride bulunacağım: Bildirimleri kapatın. Evet, hepsini. Telefon sessizdeyken dünya durmuyor. Aksine, siz hızlanıyorsunuz. Günde belirli saatlerde mesaj ve mail kontrol etmek, anlık bölünmelerden çok daha sağlıklı.
Şunu da dürüstçe söylemek gerekir: Bu kitap tek başına hayatınızı değiştirmez. Hiçbir kitap değiştirmez. Değişimi başlatan şey uygulamadır. Ama bazı kitaplar zihninizde bir kapı aralar. Düzenli Olmanın Yolları da o kapıyı aralayan kitaplardan biri. Özellikle düzen konusunda nereden başlayacağını bilemeyenler için bir başlangıç noktası olabilir.
Düzenli olmak mükemmel olmak değildir. Her şeyin simetrik durması, ajandanın hatasız ilerlemesi demek değildir. Düzen; neyi, neden yaptığını bilmek ve fazlalıkları eleyebilmektir. Bazen bir çekmeceyi boşaltmakla başlar, bazen bir “hayır” demekle. Benim deneyimim şu: Düzen, alan açmaktır. Zaman için, enerji için, hatta huzur için alan açmak.
Eğer hayatınızda bir toparlanma ihtiyacı hissediyorsanız, önce küçük bir temizlik yapın. Çantanızı boşaltın. Masanızı silin. Yarım kalmış notları tamamlayın. Sonra bir defter açın ve şu soruyu yazın: “Gerçekten önemli olan ne?” İşte düzen, o soruya verdiğiniz cevapla başlıyor. Kitapta özellikle iş yaşamına yönelik pek çok öneri var. Ben bu önerileri uygulayamadığım için bana pek hitap etmedi maalesef o kısımları atladım.
Kitabı okuduysanız yorumlarınızı bekliyorum 🙂
Sevgilerle
Yeni haberler için bu siteyi Google News’ten takip etmeye devam edebilirsiniz. Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınızdan paylaşırsanız fazlasıyla teşekkür etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi için beni sosyal medyada takip etmeyi unutmayın – Facebook, Instagram, Pinterest ve Twitter.
Bu yazıyı daha sonra okumak için yazıdaki görseli Pin’leyebilirsiniz!




Yorumlarınız benim için değerli!