karantina
Edebiyat,  Tüm Yazılar - Home,  Yetişkin Edebiyat

Karantina Günlerinde Dijital Okumalarım

Resmi bir karantina uygulamamız yok elbette ama yapabilen herkesin kendi karantinasını ilan ettiği bu günlerde ben de evdeyim. Evde olmayla ilgili bir cümle var dinlediklerimden, eve nasıl girdiysen öyle çıkmaman en iyisi. Evet biz her zamanki gibiyiz ama acaba bu evdeyken ve zaman varken değişmek için bir fırsat olamaz mı?

Evde olmayı sıkılmak gibi görmeden kendine ayırabileceğin bir zaman, gelişime bir an yaratmak olarak algılamak işin keyifli tarafı.

Kötü taraflarını görmezden gelerek arkaya itmeyi tercih ediyorum zira dram filmi bile izlemeyen biriyim. Her gün haberleri izlerken, yanıbaşımızdaki komşu hastalıktan yatarken, ben yüzümü güneşe dönerek psikolojimi ayakta tutmaya çalışıyorum.

Peki bu süreçte neler yapıyorum? Youtube kanalıma yeni bir format getirdim. Hem içimdeki edebiyat aşığı doyuyor hem de teknoloji sevdalısı. Hikayeler yazıp onları videolaştırıyorum. Tabi ki en zor yolu seçip yepyeni modelleme programları öğrenerek yapıyorum bunu. Blender 2.82 programını keşfettim animasyon yapmak için ve derslerini çalışıyorum. Şimdilik bu başka bir yazının konusu.

Okuma sevdam için evde çapraz okuma yaptığım iki kitabım var zaten ama dijitalde de çok güzel bloglar keşfettim.

Bence bu dönem herkes çok üretken!

Yeni okumaya başladığım ve epey keyif aldığım, birbirini takip eden hikayelerden oluşan CAktash isimli blogu tavsiye ederim. Tam da günümüze uyan Karantina isimli hikayesini baya mini dizi takip eder gibi okuyorum.

Diğer bir dijitaldeki bağımlılığım Serdar Kuzuloğlu blogu. Şimdi Youtube kanalında Zihinimin Kıvrımları podcast serisiyle iyice evine konuk olmuş da karşılıklı düşünüyormuşuz gibi bir ortam yarattı. Zevkle takip ediyorum.

Bunun dışında Bundle isimli uygulamayı çok sık ziyaret eder oldum. İlgi alanlarını girdikten sonra önünüzde okunacak bir sürü materyal oluyor.

Medium da yine içinde birbirinden güzel ve şaşırtıcı içeriklerin olduğu sevdiğim bir mecra oldu.

Bu saydıklarım zaten hali hazırda yer alan sayfalardı fakat bu içerik karmaşasında yine de bir hatırlanmaya ihtiyaçları vardı. Instagram canlı yayınları ile artık akşamlarımız neredeyse bir cennete dönüşüyor ama ne kadar kaliteli şeyler dinliyoruz? Bir fenomenin canlı yayınında geçireceğimiz en az 1-2 saati, okuyarak daha verimli geçirebiliriz. Okumak derken de “dur Twitter’a gireyim de öyle başlayım”dan bahsetmiyorum.

Bu dönemde üretkenliği arttırmak ve gerçekten o eve girdiğimiz gibi çıkmamak için sosyal medyanın sesini biraz kısmak, gündüz programlarını hatta komple TV’yi kapatmak belki ilk adımlarınız olabilir ama büyük fark yaratacakları kesin.

Sevgilerle…

4 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: